Catalhoyuk Living Archive Project
Duygu Dutlucalı
Projenin linki

Görsel 1 Research Project İllüstrasyon
1. Proje Tanıtımı
Çatalhöyük Research Project’in ürettiği devasa veri yığınını, kazılar bittikten sonra da küresel ölçekte erişilebilir kılmak için geliştirilmiş dijital bir alt projedir. Stanford Üniversitesi, British Institute at Ankara ve diğer kurumların ortaklığıyla yürütülen bir dijital beşeri bilimler çalışmasıdır. Proje, Türkiye’nin güney-orta Anadolu Bölgesi’nde yer alan ve MÖ 7500–5700 yılları arasında iskan edilmiş olan Neolitik yerleşim alanı Çatalhöyük’e odaklanmaktadır. Bu bağlamda, arkeolojik veriler yalnızca arşivlenmekle kalmamakta, aynı zamanda dijital bir “yaşayan arşiv (living archive)” yapısı içerisinde yeniden düzenlenmekte ve araştırmacıların farklı veri setleri arasında ilişki kurmasına olanak sağlayan bir bilgi ağı (knowledge graph) yaklaşımıyla sunulmaktadır.
1.1 Projenin Gelişimi
Çatalhöyük kazı başkanı Ian Hodder ve Stanford Üniversitesi'ndeki araştırma ekibi, fiziksel kazıların birkaç yıl içinde (2017-2018) döneminde sona ereceğini öngörerek bu devasa dijital veriyi kalıcı olarak nasıl saklayacaklarını planlamaya başladılar. 2012 yılında, Stanford Üniversitesi Kütüphanelerinden alınan bir "Dijital Beşeri Bilimler Hibesi" (Digital Humanities Grant) ile projenin ilk teknik altyapısı kuruldu.
Projenin ilk somut veri modelleri ve pilot yazılım testleri 2014-2015 döneminde gerçekleştirildi. Ana proje olan Çatalhöyük Research Project'in sahada yürüttüğü fiziksel kazı çalışmaları 2017-2018 sezonuyla birlikte resmi olarak tamamlandı. Bu tarihten sonra, "Living Archive" projesi bir yan fikirden çıkarak üretilen 25 yıllık verinin korunması için en temel zorunluluk haline geldi.
Özetle, projenin temelleri 2012-2014 yılları arasında Stanford'da atılmış; aktif bir dijital platform olarak olgunlaşması ve internet arayüzü testleri ise kazıların bittiği 2018 yılı ve sonrasındaki süreçte hız kazanmıştır. Proje günümüzde de geliştirilme aşamasındadır.
1.2 Living Archive'in Ortaya Çıkış Amacı ve Eksikliklerin Giderilmesi
Geleneksel arkeoloji pratiklerinde, kazı sezonları boyunca büyük bir emekle toplanan stratigrafi, buluntu, kemik, polen veya çanak çömlek gibi milyonlarca veri parçası ne yazık ki genellikle birbirinden bağımsız veri tabanlarında ya da basılı raporların tozlu sayfalarında sıkışıp kalmaktadır. Arkeolojik bilginin aktarımında yaşanan bu kopukluk, farklı uzmanlık alanlarının (örneğin bir zooarkeolog ile bir duvar resmi uzmanının) aynı mekân veya evre üzerine geliştirdiği yorumların birbiriyle etkileşime girmesini ve birbirini beslemesini engellemekteydi.
Çatalhöyük Araştırma Projesi sahada fiziksel olarak sona erdiğinde, çeyrek asırlık bu entelektüel birikimin zamanla unutulması ve erişilemez hale gelme riski doğdu. Çatalhöyük Living Archive projesi, tam da bu boşluğu doldurmak, statik veriyi yaşayan ve dinamik bir yapıya kavuşturmak amacıyla hayata geçirildi. Projenin temel hedefi, arkeolojik bilgi üretimindeki birbirinden kopuk veri silolarını tamamen ortadan kaldırmaktır. Böylece araştırmacılar ve ilgililer ham veriyi sadece bilgisayarlarına indirmekle kalmayacak; modern anlamsal web (semantic web) teknolojileri sayesinde veriler arasındaki nedensellik ve mekânsal bağları bizzat keşfedip yeniden sorgulayabilecektir.
2. Proje İçeriği ve Dijital Altyapı Analizi

Görsel 2
Geleneksel arkeolojide buluntular, mekânlar ve kazı günlükleri genellikle birbirlerinden bağımsız tablolarda saklanır; bu durum ise ne yazık ki veri blokları arasında ciddi bir kopukluğa yol açar. Living Archive projesi, bu eksikliği ortadan kaldırmak ve verilerarasında ilişki kurmak için Bilgi Ağı (Knowledge Graph) yaklaşımından yararlanır.
Çatalhöyük Ontolojisi kazı birimlerinin (Unit), alandan çıkarılan nesnelerin (ExtractionObject) ve depolama alanlarının (StoreContainer) birbirine anlamsal kodlarla (isA, isTakenFrom) nasıl sıkı sıkıya bağlandığını gözler önüne sermektedir. Projenin hayata geçirdiği bu yenilikçi model sayesinde, birbirinden kopuk duran ham veri, araştırmacılar için keşfedilmeyi bekleyen, dinamik ve interaktif bir bilgi ağına dönüşmektedir.

Görsel 3
Proje, arkeolojik bulguların sosyal ve biyolojik boyutlarını ilişkilendirmeyi ı hedefler. Şemada görüldüğü üzere, kazı alanında bulunan bir Birey (Individual), biyolojik kimliği (BiologicalPerson), fiziksel iskelet yapısı (Skeleton) ve yaş tahminleri (QuestionableAge) gibi farklı uzmanlık alanlarının verileriyle doğrudan ilişkilendirilmiştir. Bu yapı, dünyanın farklı yerlerindeki araştırmacıların verileri birleştirerek yeni çıkarımlar üretmesine ve disiplinler arası analizler yapmasına (Collaboration) olanak tanır.

Görsel 4
Proje kapsamında geliştirilen panel, binlerce arkeolojik veriyi tek bir ekranda analiz etme gücü sunar. Görseldeki arayüz sol sütundaki yaş gruplarına göre filtreleme araçlarını (Adult, Child, Infant), orta bölümdeki anatomik kemik yoğunluğu grafiklerini (Bone prevalence) ve sağ taraftaki Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS/GIS) tabanlı dijital kazı haritasını bir araya getirmektedir. Bu sayede araştırmacılar, hem mekânsal hem de istatistiksel verileri eş zamanlı olarak sorgulayabilmektedir.
3. Geleceğin Arkeolojisi ve Yeniden Yorumlama

Görsel 5
Çatalhöyük'te fiziksel kazıların tamamlanmış olması, bilgi üretiminin bittiği anlamına gelmez. Living Archive, küresel araştırmacıların sisteme giriş yaparak mevcut verilerin üzerine kendi akademik yorumlarını ekleyebilecekleri interaktif veri giriş alanları (New Interpretations) sunar. Bu dinamik yapı, kültürel miras verilerini statik birer arşiv olmaktan çıkarıp, üzerine sürekli yeni bilgilerin eklendiği yaşayan bir kaynağa dönüştürerek projenin temel amacını gerçekleştirmektedir.
4. Güncel Durum
Çatalhöyük Yaşayan Arşivi şu anda geliştirme aşamasındadır ve pilot aşama çalışmaları incelenmeye ve yorumlamaya açıktır. Çatalhöyük Living Archive, kültürel mirasın korunması, dijital miras çalışmaları ve kamu arkeolojisi açısından Türkiye'de ve dünyada yürütülen arkeolojik kazılar için metodolojik bir rehber sunmaktadır.
5. Projenin Katkıları ve Sonuçları
Fiziksel olarak yok olma veya arşivlerde kaybolma riski taşıyan çeyrek asırlık kazı verileri, bulut tabanlı ve standartlara uygun şekilde dijital ortamda sonsuzluğa taşınmıştır.
Arkeolojiyi sadece uzmanların tekelinden çıkararak, veri katmanlarını şeffaf ve anlaşılır bir biçimde meraklı halk kitlelerine ve yerel topluluklara açmıştır.
Hem arkeoloji hem de dijital beşeri bilimler öğrencileri için büyük veri yönetimi ve anlamsal analiz konularında önemli bir dijital eğitim materyali sağlayacaktır.
Türkiye'de ve dünyada yürütülen diğer arkeolojik kazılar için verinin geleceğe aktarılması konusunda örnek teşkil edecek bir metodolojik kılavuz sunacaktır.
Anadolu’nun bu kadim mirası, Stanford Üniversitesi gibi küresel bir kurumun teknolojik ortaklığıyla dijital dünyada en üst seviyede temsil edilerek Türkiye’nin bilimsel ve kültürel diplomasi vizyonuna uluslararası alanda büyük katkı sunmuştur.
KAYNAKÇA