İstanbul Urban Database (IUDB)
Şehide Arman
İstanbul Urban Database (IUDB), İstanbul’un 1815 yılından günümüze kadar olan görsel değişimini; haritalar, ulaşım yolları, uydu fotoğrafları, gündelik yaşamın mekanları ve yerleşim alanları bağlamında inceleyen görselleştirme ve dijital arşiv projesidir. İstanbul’un kentsel dokusunu, mimari tarihini ve toplum hafızasını dijital ortamda bir araya getiren "derin haritalama" (deep mapping) temelli bir çalışmadır.
Projenin yürütücüsü olan Nil Tuzcu’nun tanıtım yazısında ifade ettiği üzere temel amaç, İstanbul'un toplumsal hafızasını, mimari ve kentsel mirasını açık erişimli bir multimedya platformunda korumaktır. Proje sadece haritaların sunumuyla sınırlı kalmayıp kullanıcıların tarihsel anlatılar oluşturmasına olanak tanıyarak, kenti üç temel katman halinde sunmuştur:
1.Temsiller – fotoğraf ve haritalar
2.Değişimler – yangınlar, yerleşim planları
3.Anılar – gündelik hayatın mekanları
Projenin arkasındaki temel araştırma sorusu şudur: Gelişmekte olan mekânsal ve görsel dijital araçlar, tarih yazımını ve kent araştırmalarını nasıl dönüştürebilir? Ayrıca proje, modernleşme sürecindeki İstanbul'un parçalı yapısının dijital ortamda nasıl bütünlüklü bir hikâyeye dönüştürülebileceğini sorgulamaktadır.
Siteye giriş yapıldığında projenin kimliğini ve kullanım etiğini özetleyen bir karşılama ekranı kullanıcıları karşılamaktadır. Ekranın orta köşesinden itibaren indeks, hakkında, iletişim ve kontrol paneli yer almaktadır. Tanıtım metninden sonra web sitesinde kullanılan haritaların kaynaklarına yönlendirme yapılmaktadır. Ardından kullanıcıya iki seçenek sunuluyor: Doğrudan veri tabanına erişim veya “I, Istanbul” projesinin hikâye anlatımı platformuna yönlendirme.

Görsel 1. Projenin kimliğini ve kullanım etiğini özetleyen karşılama ekranı
Veri tabanı kısmına erişildiğinde, büyük bölümü haritadan oluşan ve sol tarafta içerik menüsünün yer aldığı bir ekranla karşılaşılmaktadır. Menü içerikleri; haritalar, günlük yaşam mekânları, ulaşım ağları, konut, fotoğraflar, ana planlar ve kentin dönüşümü gibi çeşitli başlıklar altında sınıflandırılmaktadır.

Görsel 2. Web sitesine ilk bakış
Sekmelerin her birinin konu bazlı alt başlıkları bulunuyor:




Görsel 3. Menü sekmeleri
İlgili dönem veya konuya dair haritayı görüntülemek için menüdeki seçeneklerden uygun kutucuğun işaretlenmesi yeterlidir. Bu arayüz sayesinde dönem ve konu verileri eş zamanlı olarak analiz edilebilmektedir. Seçeneklerin altında yer alan mavi sürgü (slider) aracılığıyla veriler üzerinde zamansal bir inceleme yapılması mümkündür. 'Özel Haritalar' kategorisinde yer alan '1865 Kolera Salgını Etkileşimli Haritası' bölümünde, salgının başlangıcından itibaren yayılım alanlarının seyri ve mekânsal süreci takip edilebilmektedir.

Görsel 4. 1860-70 Şehir Haritası

Görsel 5. 1875 Yangın Haritası

Görsel 6. 1865 Kolera Salgınının yayılmasının harita üzerinde gösterilmesi
Bir diğer bölüm ise "Pervititch Haritaları" dır. Bu haritalar 1922-1945 yılları arasında İstanbul'un sigorta haritaları olarak Jacques Pervititch tarafından çizilmiştir. Bu haritaların hazırlanmasının ardındaki asıl neden, yangın riski olan bölgelerin belirlenmesi ve bu yangınlarla nasıl mücadele edileceğinin ortaya çıkarılmasıdır. Toplamda 6 bölgenin Pervititch Haritası bulunmaktadır. Bunlar; Beyazıt (1923), Nişantaşı (1924), Ortaköy (1927), Kazlıçeşme (1939), Eminönü (1941) ve Taksim (1944)’dir.

Görsel 7. 1923 Beyazid Pervititch Haritası
1946 yılından 1982 yılına kadar İstanbul’un muhtelif bölgelerinin çekilmiş hava fotoğrafları bulunmaktadır. Bu fotoğraflar şehirleşme sürecindeki İstanbul’un değişimini göstermesi bakımından önemlidir. İlk bakışta sahil şeridinin denize doğru genişlediğini görüyoruz.

Görsel 8. 1966 Yılına Ait Hava Fotoğrafı
Menünün Ana Yollar başlığında ise İstanbul’un 1922-1982 arası yapılmış veya halihazırda var olan ana yolları harita üzerinde kesik siyah çizgilerle gösterilmektedir. İstanbul tarihinde "Ana Yollar", genellikle devlet eliyle yapılan büyük kentsel müdahaleleri temsil eder. Osmanlı'nın son dönemindeki yol genişletme çalışmalarından, Cumhuriyet döneminde Henri Prost'un açtığı bulvarlara ve 1950'lerde Adnan Menderes'in "imar operasyonları" ile açtığı Vatan ve Millet caddelerine kadar olan süreci kapsar. Bu yollar, şehrin organik (kendiliğinden oluşan) sokak dokusunu kesip atan, modernleşmeyi simgeleyen "omurga" hatlardır. Bu ana yolların üzerinden geçtiği mahalleleri ve tarihsel dokuyu nasıl değiştirdiği veya belki de yok ettiğini göstermesi tarihçi için önemlidir.

Görsel 9. 1922 Ana Yollar

Görsel 10. 1982 Ana Yollar
Gündelik Yaşamın Mekanları kısmı ise en ilgincidir. Halkın yaşam alanı olarak plajlar, kumarhaneler ve Beyoğlu mekanları eklenmiştir. Özellikle kumarhaneler kısmındaki konum ikonlarındaki fotoğraf çok hoş bir ayrıntıdır. Fotoğraflarda döneminde bu gazinolarda sahne almış ünlü sanatçılar, daimî müşterileri veya işletmecileri yer almaktadır. İkonların üzerine tıkladığımızda ise gazino ismi gösterilmektedir.


Görsel 11. Kumarhaneler ve mekanla ilişkili tanıdık simalar
Menünün Toplu Taşıma kısmı ise 1922 yılında İstanbul’un ulaşım ağını göstermektedir. Feribot, tren ve tramvay olarak üçe ayrılmıştır. Feribot hattı mavi, tren kırmızı, tramvay da yeşil kesik çizgilerle ifade edilmiştir. Seçeneklerin hareketleri ikonları da eklenmiştir.

Görsel 12. 1922 Yılında İstanbul’un Ulaşım Ağı
Menünün kalan kısımlarında konut, fotoğraflar, ana planlar ve şehir gelişimi şeklinde başlıklar yer almaktadır. Konut başlığında, 1960 yılına ait gecekondu yerleşimlerin haritada işaretlenmesi bulunmaktadır. Fotoğraflar başlığında ise 1949 yılına ait şehir fotoğrafları vardır. Fotoğraf ikonlarıyla konum bilgisi verilmektedir. İkona tıklandığında ise döneminde çekilmiş fotoğrafları görebilmekteyiz. Ana planlar başlığında Prost Ana Planı, Prost Ulaşım Çalışması, Prost Ana Plan Modeli ve Piccinato Yerleşim Planı 1956-59 başlıkları bulunur. Bu başlık kentin geleceğini planlayan ancak kimi zaman tam olarak uygulanamayan planlardan oluşmaktadır. Sekmenin en hacimli kısmını oluşturan Henri Prost dönemi (1936-1951), İstanbul’un radikal bir modernleşme sürecine girdiği yılları kapsar. Prost’un planları, Tarihi Yarımada’yı bir "müze-kent" olarak korurken, Beyoğlu ve ötesini geniş bulvarlar, parklar ve meydanlarla donatılmış modern bir metropole dönüştürmeyi hedefler.

Görsel 13. 1960 Gecekondu Yerleşimleri

Görsel 14. 1949 Şehir Fotoğrafları

Görsel 15. Prost Ana Planı

Görsel 16. Prost Ulaşım Çalışması

Görsel 17. Prost Ana Plan Modeli

Görsel 18. Piccinato Yerleşim Planı 1956-59
İlk dönemlerde sur içi ve tarihi yarımada çevresinde şekillenen şehir yanlara doğru yayılmış, belediye sayısı artmış, sınırlar artmıştır. Mor renkli alan 1920-1994 Diyagramını, yeşil çizgi 1930 Belediye Sınırını diğer kısımlar ise şehrin farklı bir yönden 1930 yılı belediye sınırlarıdır. Muhtemeldir ki mor renkli bölge tarihi yarımadayı, geniş kırmızı alan ise genel İstanbul’u göstermektedir.

Görsel 19. Farklı yıllara ait belediye sınırları
Projenin temelleri 2014 yılında Harvard’da verilen bir seminerde atılmıştır. Proje hâlâ devam etmektedir. “Harvard Mellon Urban Initiative” tarafından finanse edilmiş ve desteklenmiştir. Projede emeği olan ekip ise proje yürütücü ve yaratıcısı Nil Tuzcu (MIT / Harvard Üniversitesi- Kent Tasarımcısı), danışmanlar: Prof. Sibel Bozdoğan ve Gül Neşe Doğusan Alexander (Mimarlık Tarihçileri) ve teknik destek kısmında ise Çağrı Hakan Zaman bulunmaktadır.
Projenin odak noktası İstanbul olmakla birlikte, özellikle Tarihi Yarımada ve Beyoğlu bölgeleri yoğunluktadır. Zaman aralığı 19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinden 2000'lerin başına kadar uzanır. Veri çeşitliliği projenin en güçlü yanıdır. Kullanılan birincil kaynaklar:
● Jacques Pervititch Sigorta Haritaları: İstanbul'un bina bazlı en detaylı haritaları.
● Alman Mavileri (1913-1914): I. Dünya Savaşı öncesi detaylı paftalar.
● Harvard Harita Koleksiyonu
●Akademik Literatür: Lütfi Kırdar, Kemal Karpat ve Giovanni Scognamillo gibi yazarların eserlerinden çıkarılan veriler (örneğin gecekondu bölgeleri veya Levanten kültürü mekânları).
Bu çalışmada "Interactive Deep Mapping" (İnteraktif Derin Haritalama) yöntemi kullanılır. Bu yöntem, standart bir CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) çalışmasından farklı olarak, nicel verilerin içine nitel (kültürel, sosyal) hikâyeleri de yerleştirir. Teknik olarak Leaflet tabanlı bir web haritalama arayüzü kullanılır; haritalar "georeference" (coğrafi konumlama) yapılarak güncel uydu görüntüleriyle çakıştırılmıştır.
Sitede doğrudan bir "Linked Data" (RDF/SPARQL) altyapısı görünmemektedir. Veriler görsel olarak bağlantılı olsa da makine tarafından okunabilir semantik bir ağ kurulmamıştır. Proje vizyonunda kullanıcıların "katılımcı" olması hedeflense de şu anki arayüzde kullanıcıların doğrudan veri girmesi veya harita yüklemesi için otomatik bir araç yoktur. Katılım daha çok "geri bildirim" düzeyindedir. Proje tamamen açık erişimlidir (Open Access). Her harita katmanının sağ alt köşesinde "Index" butonu ile kaynağın orijinal sahibi, yayıncısı ve erişim linki detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Bu, akademik dürüstlük açısından örnek bir uygulamadır. Verilerin nerede barındırıldığı (server bilgisi) açıkça belirtilmemiştir, ancak Harvard altyapısı kullanıldığı tahmin edilebilir. Sosyal medya görünürlüğü olarak çok aktif olmadıklarını belirtmek gerekir. Projeye ait olan bir X bir de YouTube hesabı bulunmaktadır.
Benzer çalışmalara baktığımızda Locating London’s Past (Londra, İngiltere); HyperCities (Los Angeles- Küresel) , Manhattan Timeformations (New York, ABD) adlarındaki projeleri örnek vermek uygun olur.
Sonuç olarak metinlerle anlaşılmaya çalışan dönemlerin haritalar üzerinden görsel hâle getirilmesi tarihçiler için büyük bir kolaylıktır. Projenin bize verdiği haz, herhangi bir metinde okuduklarımızın canlanması gibidir. Haritaların bir diğer özelliği de hedefe kuşbakışı bir bakış atabilmektir. Genel çerçevede bir okuma yapmaya, zihinde canlanmasına olanak sağlar. Türkiye gibi kentleşme hızının çok yüksek olduğu, "yık-yap" kültürünün bulunduğu ve kentsel hafızanın hızla silindiği bir coğrafyada, Istanbul Urban Database gibi projeler birer "dijital arşiv" işlevi görür.
Yaşadığımız coğrafyanın deprem kuşağında yer almasından dolayı deprem ihtimali yüksek bölgelerin tarihsel sismik geçmişine dair bu proje ile benzer nitelikte dijital haritalandırma çalışmaları gerçekleştirilebilir. Benzer bir yaklaşımla, günümüzün ve geleceğin en kritik çevresel sorunlarından biri olan su kıtlığı meselesi de projenin tematik odaklarından birini oluşturabilir. Mevcut su kaynaklarının dağılımı, kullanım biçimleri ve dere yatakları gibi temel coğrafi unsurların dijital haritalandırma yöntemleriyle analiz edilmesi, su yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine ve sorunun kökenine dair kapsamlı bir veri seti oluşturulmasına imkân tanıyacaktır.
Son olarak projenin kısıtlı yönleri değerlendirildiğinde; dijital tabanlı bir çalışma olması hasebiyle çevrimiçi platformlarda aktif bir görünürlük sergilemesi beklenmektedir. Ancak ilgili mecralarda yeterli düzeyde etkileşim kurulmadığı gözlemlenmektedir. Bunun dışında, haritaların ölçeklendirilmesi (zoom) aşamasında kullanıcı inisiyatifinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Yakınlaştırma düzeyi optimize edilememekte ve bu durum kullanıcı açısından bir eksiklik teşkil etmektedir. Ayrıca platform için kapsamlı bir kullanım kılavuzu hazırlanmalıdır. İncelenen görsellerin genel başlıkları bilinse de ayrıntılı bir bilgilendirmeye ve sistemin nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair açıklamalara ihtiyaç duyulmaktadır. Projenin sunduğu tüm özelliklerin aktif şekilde kullanılması her iki taraf için de faydalı olacaktır. Bir diğer eksiklik ise platformda bir arama motorunun bulunmamasıdır. Haritaların incelenmesi mümkün olsa da araştırmacılar kaynakları dijital olarak indirememektedir. Son olarak projenin bazı kısımlarda yüzeysel kaldığı söylenebilir; eklenebilecek birçok materyal bulunmasına rağmen uzun süredir güncellenmediği görülmektedir. Çalışmaların devam ettirilmesi ve ek bilgilerle desteklenmesi projenin alandaki niteliğini ve referans değerini artırmak adına kritik bir gerekliliktir.